yeme-içme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeme-içme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2015 Pazar

ev yapımı zeytinli açma

lodostan dolayı eve hapsolduğumuz için sabahtan beri yoğurt mayala, dolap topla, toz al derken bir baktım zeytinli açma yapıyorum. 
şekil vermesi oldukça zordu; özellikle uçları yapıştırmak ...ama lezzeti gayet yerinde oldu...
tarifi şuradan aldım: http://www.nefisyemektarifleri.com/zeytinli-acma-213921/ 
zeytin ezmezisini 1 dolu kaşık Becel ile karıştırarak sürdüm. 
siz de deneyebilirsiniz.
lezzettli pazarlar...



18 Ocak 2015 Pazar

tayland usulü hindistancevizli tavuk

boğazıma öyle düşkünüm ki ... yemek yapmayı da yemeyi de çok severim. 
son iş seyahatimde almanya'dan Knorr'un hazır soslarından almıştım. denemek bugüne kısmetmiş. 
klasik olarak küp küp doğranan tavuk göğsünü yağda biraz soteledikten sonra mantar, kırmızı biber, yeşil biber ve havuçtan oluşan sebze karışımını da tencereye ekleyip bir müddet tümünü tencerede çeviriyoruz. 
paralel olarak 300ml hindistancevizisütüne ihtiyacımız var.  evde hazırda olmadığından ve çıkıp almaya -tabi ki- üşendiğimden, 1 koca bardak sütün içine 1 çorba kaşığı dolusu hindistancevizini koyup biraz ısıtıp yarım saat kadar demlenmeye bıraktım. sonra süzgeçten geçirip kullandım. fena da olmadı hani 😃
pişen et+sebze karışımına sütü ve hazır toz karışımı ekleyip bir taşım kaynattıktan sonra 5dakika kadar kısık ateşte pişiriyor ve altını kapatıp biraz dinlendirdikten sonra mideye indiriyoruz. 
lezzetli pazarlar

20 Nisan 2013 Cumartesi

bursa-kasaba restaurant'ta kahvaltı

konu bisiklet olunca bir cumartesi sabahında saat 07:30da 8derecelik bir havada yataktan çıkmak hiç zor olmuyor :) sabahtan grubun nabzını bir yoklamadım dersem yalan olur:
"arkadaşlar, bisiklet için pek tatsız bir hava, gidecek miyiz?" SMS'ime "biz gideceğiz, sen bilirsin istersen gelme" diye bir cevap alınca ışık hızı ile hazırlanıp karşı komşumun "kızım deli misin, hasta olursun, ne işin var bisiklet tepesinde" söylemleri eşliğinde buluşma noktamıza doğru yolu ele aldım :)
yedi kişilik grubumuz yavaşça toplandı ve misi köyü yönünde rampayı oflaya puflaya çıkmaya başladık...
hava gerçekten soğuktu ve rüzgar vardı... dura dinlene bi şekilde kasaba restaurant'a
vardık ve açık büfe harika bir kahvaltının tadını çıkardık... sonra da birer Türk kahvesi ve kaybettiğimiz mineralleri toplamak için birer soda...
masanın yanında bir ısıtıcı vardı ki sormayın keyfimizi :)
yarın da dernek ile turumuz var, o da bir sonraki post'a kalsın artık... güzel cumartesiler!








17 Şubat 2013 Pazar

kendini herkese sevdiremiyormuşsun

"insan kendini herkese sevdiremez, öyle bir çaba içerisinde de olmaması gerekir zaten" diyor okuduğum son kişisel gelişim kitapları... çok da doğru ama işte yine de birilerinin (ki bunlar aslında bizim için çok da önem teşkil etmeyen kişiler bile olsa) sizden pek hazetmediğini alenen anladığınızda ilkten o kafaya bağlanmak mümkün olmuyor. biraz kızıp, bozuluyor insan açıkçası.
bugün başıma böyle bir olay geldi. detaylara girip dert yanıcı moduna girmek istemiyorum (hoş, blog benim blogum istersem de girerim ama sürekli söylenen bir insan modundan çıkma çalışmalarıma ters düşen bir hareket olur zaten). neyse efendim, düşündüm, taşındım, okuduğum kitaplarda yazan bakış açılarını aklıma getirmeye çalıştım, yakın arkadaşlarıma sordum "lan ben kötü biri miyim?" dedim," sallama" dediler. millet blogunda şurada burada böyle "falanca da beni çekemiyor, iş yerinde filanca bana yan baktı, şu bana gıcık, bu beni kıskanıyor" falan diye bahsettikçe anlam veremezdim, "yanlış yorumluyorlardır yahu" der geçerdim ama insanlar bazen diğer insanları (sorsak belki kendilerinin bile somut olarak tanımlayamacağı bazı sebeplerden dolayı) sevmeyebiliyormuş ve ben bunu bu yaşımda öğrendim, yuh olsun bana.
kendi isteğim gereği bir insanı sevmesem bile ona nefret beslememeye çalışırım, en kötü ihtimalle nötr olup ne kokar ne bulaşırım. eğer alenen gerekmiyorsa (mesela dün gece 03:20de birdenbire coşan üst komşularım gibi) ; o kşiye onu sevmediğimi de hissettirmemeye çalışırım ki karşımdaki insan kendini kötü hissetmesin. bilimum doğu felsefelerine düşkün olduğumdan hayatımda pozitif olmayan duygu/düşünce/olay ve kişilerin yer etmesini sevmiyorum. o yüzden de ilkten kendim böyle duyguları beslemeyi reddediyorum.
ama işte durum herkeste aynı olmayabiliyormuş. konuya ilkten kafayı çok taktım, çünkü o kişilere karşı yaptığımı düşündüğüm bariz bir zarar/kötülük yoktu... ama sonra biraz kafamı toplayıp çıkış noktamı buldum gibi oldu sanki. hoş yarın karşılaşınca nasıl bir surat ifadesi takındığımı mümkün olsa da uzaktan izleyebilsem. canım sıkılınca kalktım; bugün fırından aldığım süt pidesi, dün yaptığım acuka ve rendelenmiş kaşar ile çakma pizza yaptım ve mideye indirdim. fotoğrafın altında da kendimce bulduğum düşünce biçimi yer alıyor.
iyi pazarlar ...

çakma pizza


"ben sıradan biri, mükemmel değilim, mükemmel olmak zorunda da değilim, öyle bir misyonum yok. insanları rahatsız eden yanlarım illa ki vardır,  kimin yok ki? bununla birlikte özünde iyi bir insan olmaya çalışıyorum. beni bu halimle onaylayan ve sevenler benim gerçek arkadaşlarımdır. daha iyi biri olmak için kendi isteğimle çabalıyorum."

22 Aralık 2012 Cumartesi

lezzetli simit tabağım

sabah karşımdaki inşaatten gelen "tak, tak" seslerine uyandım (!), yine de sakin kalmaya çalışarak sabah kahvemi yaptım, bloglara bir göz gezdirdim, sonra da bir kahvaltı yapayım dedim ama buzdolabıma fare düşse kafasını kırar bir görüntü ile karşılaştım. Allah'tan annemim yapıp yanıma verdiği tuzlu kek vardı da karper peynir eşliğinde ondan biraz götürüp, 15gün önce aldığım ve küçük gelen iki kazağı değiştirmek için ihsaniye pazarına yollandım. kazaklara kaç lira vermiştim pek hatırlayamadım o yüzden satıcıya inanmak durumunda kaldım ama sanırım kazak başı 5 lira kazıklandım gibi bir his var içimde. pazar günü için aldığım bir parça somon balığının yanısıra aşağıdaki süper simit tabağında gördüklerinizi aldım. gözüme süper gözüktü blogda da paylaşayım dedim. aniden gelen bir misafir hazırlanabilecek pratik bir tabak oldu. şu an hepsi midemdeler :)
kartpostallaşma etkinliğinden 4 adet kart gelmiş, adres olarak istanbul'daki evi verdiğimden kartları ancak cumartesi görebileceğim.
keyifli cumartesiler!

simit tabağım

9 Aralık 2012 Pazar

esse'de %50 indirim

Esse kahvaltı seti
esse'de elektronik harici tüm ürünlerde etiket üzerinden %50 indirim varmış. ben de 14,95liraya bu şirin mi şirin kahvaltı setini aldım. üzerinde bir sürü waffle resmi var. sabahları corn flakes/müsli akşamlarıyse çorba ve salata için kullanmayı düşünüyorum. ---------------------------------------------------------------------hafif hafif ptesi sendromuna teslim olan bir insancık bildirdi.

annemle omega 3'lü bir akşam

Resim yazısı ekle
dün akşamüstü annemle pazara çıktık, o kendine yarım kilo hamsi (2,5TL!) ben ise 300gr civarı bir somon aldım (7TL). annem midesi rahatsız olmasın diye buğulama yaptı: hamsilerin kılçıklarını ayıkladıktan sonra tavaya dizdi, üzerine beyaz soğanları halka halka doğradı, 2-3 tekerlek kabuğu soyulmuş limon, kekik ve çok az su ve zeytinyağı ile kısık ateşte pişirdi.

bense zeytinyağ+limon+knorr'un tr de bulamadığım süper baharat karışımları ile 1,5 saat marine ettiğim somonumu yağsız tavada hafifçe kızarttım. sonuçlar muhteşemdi. ama sanırım somonun en lezzetlisi hiç yağsız ızgarada yapılanı. (ah Prag'da nehir boyunda dostlarla geçirdiğimiz o akşam... :)

şimdi de teyzemin yaptığı aşureyi mideye indireceğim! ---iyi pazarlar

Knorr Kräuterlinge




24 Ekim 2010 Pazar

red bush çayı


Aradığım mamafih Türkçe'sini bulamadığım bir bitki olan Red bush (Alm: Rotbusch, Rooibos, Bot: Aspalathus linearis) kafein içermeyen bileşiminin de etkisi ile olsa gerek, 1990'ların başından beri yurtdışındaki market raflarında -çaya bir alternatif olarak- yerini almış durumda. Tek yetiştiği yer olan Güney Afrika Cumhuriyeti'nin güney batısındaki Cederberg dağları civarındaki halk için sadece milli bir içecek değil aynı zamanda pastaya çöreğe katılan bir aroma özelliği taşıyormuş. Yaklaşık bir metrelik sarı çiçekli bu bitkinin dalları kesilip 3mm olacak şekilde küçük küçük kesilip bölgedeki sıcağın ve nemim etkisi ile fermente edilince bitki, kırmızı rengine ve meyveli aromasına kavuşuyor ve yüz kırk ülkeye ihraç ediliyormuş. Kendine has şekerli bir tadı olan (test ettim onayladım) Red bush çayının ayrıca mutluluk hormonu olan Seratonin üzerinde pozitif bir etkisi olduğu bulunmuş. (Japon, Güney Afrika ve Amerikalı profesörlerin yalancısıyım)        



Bir de kokteyl tarifi vereyim tam olsun:

4 cl Rooibos çayı  
2 cl portakal suyu
4 cl Ginger Ale
Sekt ya da soda

Soğuk Rooibos çayı, portakal suyu, Ginger Ale ve kırılmış buz bir Shakerda birbiri ile karıştırılır. Buz konmuş bir bardağa dökülüp üzerine soda ya da sekt doldurulur. Meyve ya da taze nane ile süsleyebilrsiniz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...