yapmak istediklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yapmak istediklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Kasım 2012 Pazar

2012 bitmeden...

yılın bitmesine sadece 7 hafta kalmış! bu sene ne kadar da çabuk geçip gitmiş inanamadım.
2012'de benim için öngörülmesi zor olaylar gerçekleşti. artık öğrenciliğim bitmişti ve başıma neler geleceğini pek bilmiyordum. ülkeye dönmüştüm, üstelik de öyle enine boyuna düşünmeden türkiye'de mi yoksa yurtdışında mı yaşamak istediğimi. üç aylık pek de iyi olmayan bir ilk iş deneyiminin ardından şubat ayında iş değiştirdim. sanırım şu an Türkiye'de çalışabileceğim benim için en uygun olan firmadayım. ocak ayındaki doğumgünümde kendime bir fotoğraf makinesi hediye ettim ve fotoğraf kursunu tamamladım (sertifikam bile var :) ). mart ayında  -yeni işime başladığımın 5. haftasında ve tuttuğum eve taşınmamın 2. gününde müteahhit azizliğine uğramak sureti ile- sol ayak bileğimi kırdım ve 34gün civarı alçıda kaldı. istanbul'a annemin yanına gittim, iyileşince geri döndüm ve eve yerleşme işlerini tamamladım. sonra bir süre sakin gitti, aralarda istanbul-bursa arası mekik dokudum. ayağım biraz iyileşince istediğim bisikleti sonunda aldım ve yazın çok çok bisiklete bindim. hatta 30 ağustos'ta antalya bisiklet festivali'ne gittik ve orada bir sürü yeni arkadaş edindim, 4 gün çadırda kaldık ve deliler gibi bisiklete bindik. iki kez trekkinge gittim, sonra 1. yalova bisiklet festivaline katıldık... orada da gürkan genç ile tanışma fırsatı yakaladım... sonra yine hep bursa-istanbul-bursa... ara ara fotoğraf makinemi alıp bir şeyler çekmeye çalıştım...sonra yaklaşık 2 ay önce kendime şirin mi şirin bir twingo aldım... su yeşili... şöforlük öğrenmeye çalışıyorum şimdilerde.. bursa'da trafiğe çıkmayın bir müddet :)
koca bir yıl akıp geçmiş, aklımda bunlar kalmış. hayatı hep dolu dolu yaşamaya çalışıyorum ve sanırım 2012 senesinde bunu %100 olmasa da en azından kendimden memnun olacak derecede başarmış hissediyorum. darısı 2013'ün başına...
bu yıl isteyip de istediğim sıklıkta yapamadığım şeyler ise okumak, blogda yazmak ve film izlemek oldu. normalde yeni çıkan filmleri takip etmeye ve izlemeye çalışırdım oysa ki... film ekimine de gidemedim bu sene bursa'da olduğum için... :(
şimdi... geriye kalan 7 hafta için bir plan yaptım:
aşağıdaki kitapları okumak + bu yılın festival filmlerini araştırıp iyi olanları izlemeye çalışmak...
sanırım erken bir yıl kapanış yazısı oldu...
şimdi çin usulu tavuk yapmak üzere mutfağa yollanıyorum. güzel bir pazar geçirmeniz dileği ile...

2012'de okunacak son kitaplar

9 Haziran 2012 Cumartesi

bisiklet sevdası

bir bisiklet isteğidir önüne geçemiyorum. aramalar taramalar sonucu fiyat-ekipman kalitesi açısından aşağıdaki modelde karar kılmak üzereyim. aslında hiç de anlamıyorum bisikletlerden ama olur da biri çıkar bir yorum yazar, yol gösterir diyerekten paylaşayım dedim. işten eve yorgun geliyorum, market biraz uzakta gidecek halim olmuyor, belki bir bsikletim olsa yurtdışında yaptığım gibi sırt çantamı doldurup alışverişimi yapıveririm. ya da yakın sayılan yerlere gezmeye falan giderim. hatta bilek kırığımdan kaynaklı sorunlar azalınca belki bursa ve çevresini bile gezebilirim. bir sürü aktif bisiklet oluşumu var ama çoğu genelde genç ergenlerden oluşuyor, şöyle dişime göre bir grup bulsam yapışacağım ölümüne ama henüz bulamadım...
işte almayı düşündüğüm bisiklet:


Carraro 419 grunge - liste fiyatı: 668TL
teknik özellikleri için buradan.

1 Ocak 2011 Cumartesi

sihirli dilek kutusu

21 Aralık'ta Yonca Tokbaş Hürriyet'teki köşesinde "Sihirli Dilek Kutusu" diye birşeyden bahsetmiş. 2011 yılı için bir yol haritası tadında.  Bir seri sorulardan oluşan bu listeyi, yazıyı okuduğum gün cevaplamaya karar vermiştim kendi kendime. Kısmet 2011'in ilk yazısınaymış. Kalın punto ile yazılanlar listedeki sorular, gerisi benim nacizane zırvalarım.

Kararlarınızı verdiniz mi?

Neleri geride bırakıp neleri yanınıza alacağınıza,
geride bırakacaklarım: kırgınlıklar başta olmak üzere (zaten pek yokturlar hayatımda çok şükür), tatminsizlik, daha fazlasını isteme, sürekli bir yakınma hali, yalnızlık, özlemler, stres,  kaygılar, mutsuzluk
yanıma alacaklarım: hayata dair daha fazla heyecan ve merak, iyimserlik, güzel günlere olan inanç, sevdiğim herkes ve herşey

Neleri bir daha asla yapmayacağınıza, 
(beşeriz, şaşarız ama en azından yapmamaya çalışacağım şeyler olarak ele alırsak)
şişenin dibini görmek, aç olmadığım halde yemek yemek, sigara içmek, ailemden uzağa gitmek, sevdiklerimi kırmak, asabi hal ve tavırlar.
 
Neden seneye bu zamanlarda yeni senenin eskisinden kesin çok daha iyi geldiğini düşünecek olduğunuza,
seneye bu zamanlarda çok güzel bir işim, hayallerimi gerçekleştirmek için gereken para ve vakit ile bu hayalleri gerçekleştirirken yanımda olacak kişi ile tanışmış olacağımdan seneye bu vakitler çok daha güzel olacak!

Nasıl hayatınızda hiç yapmadığınız bir şeyi artık bu sene kesin yapacağınıza,
sırtta bir çanta ve yanımda sevdicekle uzaklara gitmek, börtü böcek korkusunu yenip çadırda yatmak, su damıtıp içmek, fotoğrafçılık öğrenmek, aşçılık kursuna yazılmak (deniz mahsülleri)
 
Kimin size iyi, kimin kötü geldiğine,
çok sevgili dostlarım, ailem, iyi kalpli çalışma arkadaşlarım, kedim... kötü gelenler yok çok şükür.

Neyin sizi iyileştirip neyin hasta ettiğine,
iyi gelenler: tıpkı şu an olduğu gibi vadiden sıyrılıp gelerek suratıma vuran güneş, chopin'in noktürneleri, güzel yemekler, insanların bana sarılması, seyahat ama en çok da eve gitmek, uğur.
hasta edenler: stres, yalnızlık, hep yalnız kalma korkusu, tezimi bitiremeyeceğim korkusu, geri dönülemeyecek şeyler söylemek.
 
Hayatta en çok neyi istediğinize,
(çok iddialı bir soru bu aslında, sanki cevap vermesi kolaymış gibi gözüküyor ama durdum düşünüyorum resmen şu an)
tüm sevdiklerimle birlikte sağlıklı ve mutlu bir ömür geçirmek (oldu galiba :) )

En çok neyi yapmayı hayal ettiğinize,
tüm kaygılarımdan arınıp sadece bana yetecek kadar para ve çıkın ile,  fotoğraf makinemi alıp uzak diyarlara gidip farklı hikayelere tanık olmak. bunu 2011 de belki yine ertelemek zorunda kalabilirim ama inşallah yapabilirim.

Neden o çok istediğiniz şeyi hep ertelediğinize,
çok istediğim şey kendime ait bir arabaya sahip olmak, erteliyorum çünkü onu alabilecek kadar parayı daha yeni sahip oldum ve fakat o para daha elim kaygıların garantisi şu an. ama yapacağım, 2011 sonlarına doğru inşallah.

Neden artık bu sene o şeyi ertelemeyeceğinize,
çünkü güzel bir işe ve o arabayı alabilecek paraya sahip olacağım :)

Beden sağlığınız için, ruh sağlığınız için ne yapacağınıza,
daha sık pilates yapmak, yoga öğrenmek, meditasyona başlamak, yüzmeye gitmek, kafayı rahatlatmak.
 
Nelere tövbe ettiğinize,
insanların değiştiremeyeceğim yönleri hakkında kafa yorup onlara kızmaya.

Kimleri affedeceğinize,
babamı.

Kime sarılıp kimden ve neden sakınacağınıza,
yeni sevgilime sarılacağım, stresli ve negatif enerji yayan insanlardan köşe bucak kaçacağım.

Bu sene neleri daha çok yapmaya çalışacağınıza? (bu soruyu ben ekledim)
daha çok okumak, tiyatroya ve konsere daha sık gitmek, zihnen ve bedenen daha aktif olmak, sevdiklerime onları ne kadar çok sevdiğimi daha sık söylemek.

Karar verdiniz mi dileklerinize, hayallerinize, isteklerinize?
uzun yıllardır ilk defa aslında bu yıl başıma neler geleceği hakkında bu kadar az fikir sahibiyim. geçmiş yıllarda az çok birşeyleri öngörebilmek mümkündü, okuyorduk, okul dolayısı ile bir yere bağlı olma durumu vardı. bu yıl -eğer aniden fikrimi değiştirip doktora yapmaya başlamazsam- eğitim hayatım son buluyor. hep bir A planı
ve hatta B planı bile olan sıradan bir insan kişisi, hayatta ilk kez durmuş, aklındaki sorulara cevap umarcasına uzaklara bakıyor ama hiçbir cevap gelmiyor. kendimi bu yıl kaderin kollarına atacağım. ben gemiyi buralara kadar getirdim, elimden geleni yaptım. bundan sonrasında, nerede iş bulurum, nerede yaşarım, beni sevecek bir adam çıkagelir mi, bir yuva kurabilir miyim vs. gibi soruların cevapları hakkında en ufak bir fikrim yok. 2011 yılı kova burçlarının yılı olacakmış diyorlar, inşallah binbir zahmete katlanıp, şu an bulunduğu şekle sokabildiğim hayatımı, beni bile şaşırtacak sürprizlerle bezersin yeni yıl! senelerdir direksiyondaydım, şimdi biraz da yan koltuğa geçip sürücü koltuğunu sana teslim ediyorum. bakalım bu keyifli yolculuk nereye?
sahip olduğum herşey için şükrediyor ve Tanrı'dan bugünleri aratmamasını diliyorum.

herkese yeni yılda başta sağlık olmak üzere, -sırası ile- mutluluk, huzur, aşk ve para ile dolu neşeli günler diliyorum.

5 Aralık 2010 Pazar

bir seyahate dair dörtlem

Son zamanlarda kafamı kurcalayan bir düşünce/çağrı var ve aklıma bir kurt düştü müydü benim, içeriden beynimi kemirmeye başlar, git desem zaten gitmez, istediğini alana kadar kırt kırt kırt yer durur beni. İşte yine öyle bir zamana giriyorum.

Birçok gezginin, seyahat aşığının ya da diğer bir deyişle dünya meraklısının söylediği şekilde dile getirmek gerekirse, bir yerler beni çağırıyor. İçimde bir kıpırdanmalar var, bir enerji birikimi hissediyorum ve bununla ne yapacağım hakkında hiçbir fikrim yok.
Bildiğim birşey var, buna karşı koymaya ve görmezden/duymazdan gelmeye çalışırsam, sonra hiç olmadık bir zamanda galip gelir ve mazallah mesela işten güçten istifa ettirip adamı yollara düşürür diye korkuyorum. Nerede okudum hatırlamıyorum ama birisi yazmıştı, seyahat etmenin tadını alanın kafasına bir ses girer, hep çağırır "Gel, gel, hadi artık" diye. İşte benim kurt da aynı bunları söylüyor.

Şubat ayının sonunda, şirketteki anlaşmam bitiyor ve bakalım nereye sürükleneceğim. Muhtemelen tezimi bitirmek için Berlin'e gideceğim, orada yerim yurdum da yok, sağda solda sefil sefil takılıp tezimi yazmaya çalışacağım. Öncesinde İstanbul'da bir nefes alacağım ama. Kısmet olursa Nisan, Mayıs ayı gibi tezimi teslim etmiş ve okulu bitirmiş olacağım. Zorlu geçen iki yılı aşkın bu master süreci sonunda, kendime bir ödül vermişim çok mu?

Kafamda farklı fikirler var, hangisini hayata geçireceğim bilemiyorum. Bir seyahat yapmak istiyorum orası kesin, üstelik de uzunca bir tane, şöyle üç-dört ay ya da ben cevaplarımı buluncaya kadar sürecek olan. Aklımda bir kaygı olmaksızın kendimi tartabileceğim, hayatımın geri kalanında ne yapacağım, hangi şehirde yaşayacağım, bir sonraki kariyer basamağım ne olacağı gibi sorulara cevap arayacağım, görünüşte dışa ama aslında kendi içime doğru bir seyahat. O yüzden de konforlu, sofistike birşey değil aslında aradığım. Hatta böyle kafamda Tibet ibadethanelerinde takılmak tarzı birşey geliyor ama tabi o kadar abartmayacağım. Biraz abartacağım ama yine de, aklımdaki fikirlerden en uçuk olanı Gürkan ile tanışıp onu kafalamak ve -sanırım- Haziran'da çıkacağı bir sonraki bisiklet turunda peşine takılmak. Tabi bu noktada sponsor bulmak, onunla aramızdaki kondisyon farkı (adam aylardır bisikletle yollarda beyler), bisiklet almak, içimdeki korkuyu yenmek, ailemi yollarda Pippa Bacca olmayacağıma ikna etmek (önce kendimi tabii), yolda karşılaşacağım zorluklar karşısında ağlayıp Gürkan'ı beni yanına aldığına pişman etmemek gibi bir takım açıklığa kavuşturulması gereken hususlar var.

İkinci fikrim, bugün beni ziyarete gelecek olan couchsurfing misafirim kızın profilinden anladığım ve bunu yapan bir sürü insandan daha bildiğim, çalışarak sağı solu gezmek etkinliğine mi yelken açsam acaba diyorum. Birgün Berlin'de Avustralya'lı bir backpacker kızla tanışmıştım metroda, bunların memleketi uzak ya şimdi ve ne de olsa en nihayetinde koskoca bir ada ve kendilerini bir miktar izole olmuş hissediyorlar dünyadan. Artı uçak biletleri pahalı, gittiğime değsin diye, bunlar 70 litrelik çantalarını tıkabasa doldurup kah couchsurfing kah hususi backpacker hostellerinde, Avrupa başta olmak üzere bu taraflara doğru yollanıyorlar. Gelince altı ay kadar falan duruyorlar, kimini önceden internetten ayarladıkları, kimisini ise spontane bir şekilde buldukları işlerde sezonluk işçi olarak (tarla, çiftlik vs.) çalışıp kazandıkları para ile Avrupa'yı ya da artık nereye gittilerse işte orayı görüyorlar. Bugun gelecek kız  geçenlerde Yunanistan'da zeytin tarlasında çalışmış örneğin, onun haricinde ise şu sıralar İtalya'da yaşıyor. Profilinden okuduğum kadarı ile bir gün kafasına esmiş (aslen İskoçyalı galiba) bir sene takılmaya İtalya'ya gideceğim demiş. Kız benimle aynı yaşta ama açıkçası bu ikinci düşünceye pek sıcak bakmıyorum, biraz yaşlı hissediyorum kendimi bunun için ve risk almayı pek sevmeyen bir Türk kızıyım en nihayetinde, yalnız olacağımı düşününce tırsıyorum biraz. Yanına birini al diyeceksiniz ama malum insanlar hayatın girdabına öyle bir kapılmışlar ki, birini buna ikna etmek oldukça zor olur.

Üçüncü olarak Amerika'da arkadaşlarım var, bir tanesi hergün çağırıyor, onların yanına mı gitsem biraz gezmeye bir iki ay diyorum. Bu noktada da tam karar veremiyorum çünkü bir tarafım "işe gidince bir daha bulamazsın uzun tatil, Amerikaya'da 10 günlüğüne gidilmez kızım" derken, diğer tarafım "sen de bu emperyalizmin kölesi olmuşsun, ne halt var Amerika'da, dünya üzerinde hayran olunacak başka bin tane yer var, mal mısın" diyor. Karar veremiyorum.

Diğer taraftan da Avustralya'da bir arkadaşım var, onu ziyarete gidip uçsuz bucaksız Avustralya güzelliklerinin içerisinde kaybolabilirim ki, bu Amerika seçeneğinden daha yakın geliyor bana. Burada da yine bir küçük detay işleri karıştırıyor, benim gitmek istediğim tarihlerde orada sonbahar-kış başlanıgıcı. Hoş, adamların kışı ılıman ama yine de -bir sırt çantası ile yollara dökülmek istediğimi göz önünde bulundurursak- kışlık eşyaları taşımanın zor olacağı kesin.

Bugün bu frekanslarda geziniyorum işte. Bir fark yaratayım hayatta, kendime kendimi ispat edeyim, -klasik tabirle- torunlarıma anlatacağım bir maceram olsun türü iç dinamiklerin etkisi altındayım. İnsanın kendi ile imtihanı, bir nevi oruç, çile doldurma gibi birşeyler istediğim.

İyi pazarlar.

Görsel: http://www.teamlaw.org/Psalms118.html

7 Ekim 2010 Perşembe

yaşarken yapmak istediklerim

Hayatın curcunası içinde kaybolup gitmekten korktuğum için bir defter aldığımdan burada bahsetmiştim. Her ne kadar defterde oldukça kişisel şeyler yer alsa da, içeriğinin bir kısmını burada paylaşmakta bir sakınca görmüyorum. Bilmiyorum bu size de oluyor mu, ama benim beynim alakasız bir anda, -bir şey okurken mesela, ya da bir fotoğrafa bakarken, boş boş otururken ya da- serbest çağrışım yoluyla bir anda bir fikir tükürüveriyor ve beni şaşırtıyor. Bu kimi zaman güzel bir plan, kimi zaman -bir kere bile olsa- yapmak istediğim, yapmazsam kendimi eksik hissedeceğim bir şey, kimi zamansa saçmasapan bir düşünce oluyor ama ben yine de unutmamak için hemen not ediyorum. Bence insanın aklına önce güzel fikir gelir, sonra bu fikir bir plana dönüşür, sonra da hayata geçirilir. İşte üzerinde yürüdüğüm bu yolda kaybolmamak için, ben de kendime küçük yol işaret levhaları koyuyorum böylece. Görselleştirmenin hayata katkısına olan inancım çok büyük. İşte gün içerisinde aklımdan geçenlerden bazıları:
  • tiyatroya daha sık git! (yurt dışında nasıl olacaksa)
  • daha güzel fotoğraflar çek, onları bastır, güzel albümlerde topla! 
  • gün doğarken kız kulesini fotoğrafla, o kadar güzel olsun ki iş yerindeki yabancı arkadaşlar hayran kalsın!(turizm katili :) ) 
  • bir adet Lonely Planet İstanbul edin.
  • bir sivil toplum kuruluşunda aktif olarak görev al! (en kötü ihtimalle emekli olunca)
  • en az bir adet festivale git (seneye wacken olabilir mi acaba?, "nasıl yatacağım böcek içinde çadırda?" sorunsalına çözüm getir. )
  • arabanı aldığın ilk gece içinde uyu ve ilk fırsatta arkadaşlarını doldurup Ege ve Akdeniz turuna çık! (yılların isteği)
  •  yine sevdiklerinle mavi tura çık!
Liste devam edecek....

P.S:  Üst taraftaki yağlı boya çalışma Susan Bee (b. 1952)'ye ait.
Tree of Lost Dreams, 2004
American
Oil and collage on linen
40 x 50 inches
Courtesy of Susan Bee


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...