28 Mayıs 2012 Pazartesi

canon 550D'm

yeni uğraşım uzun zamandır heves ettiğim fotoğrafçılık. martta 96 saatlik bir kurs tamamladım, ocak ayında da almanya'dan arkadaşıma 18-135mm lens ile bir tane Canon 550D getirtmiştim. bu yolla 2500tl civarı olan Türkiye fiyatına karşın neredeyse sadece 1750TL ödedim. geçtiğimiz pazar günü Eminönü'nde kamerama aşağıdaki kareler takıldı. 200 tane falan fotoğraf çekip eve gelince hepsinin çöp olduğunu görmek biraz can sıkıcı olsa da zamanla ben de gözümü geliştirip daha iyi işlere imza atarım diye ümit ediyorum.
iyi haftalar!









19 Mayıs 2012 Cumartesi

blogspot yayınlarına fotoğraf ekleyememe

bu bir şaka olmalı... haftalardır bu dertten muzdaribim. yayınıma bir fotoğraf eklemeye kalkınca blospot fotoğrafları eğiyor büğüyor bir hallere sokuyor. mozilla kullanıyorum, explorerla da denedim, orada durum daha da beter, "explorer desteklemiyoruz artık; google chroma geçin"  diyor. nedir bu dayatmalar anlamış değilim. sorun tarayıcıdan mı kaynaklanıyor onu da çözebilmiş değilim. bir bilen varsa fikir beyan etsin lütfen...  aşağıdaki gibi saçma görüntüler ortaya çıkıyor fotoğraf yüklerken:



çok yağmur yağması ve eve hapsolmak!

sabah kalktığımda hava gayet güneşliydi, "meteoroloji de bir gün doğru tahmin yapsın arkadaş!" deyip hazırlanmaya koyuldum. derken yavaş yavaş bulutlar toplanmaya başladı... dağılır ya elbet, belki de benim gideceğim yerde (evimden sadece 6km uzağa gidecektim oysa ki... ümit fakirin ekmeği) yağmıyordur falan diyerekten güzelce hazırlandım, gideceğim yere karar verdim, apartmandan tam çıktım, yağmur yağmaya başladı... bütün planlarım suya düştü ve eve geri girdim. ne yapayım, ne yapayım derken bari yeni aldığım tripotu deneyeyim dedim ve aşağıdaki kareler meydana çıktı. bari temizlik falan yapayım da gün değerlensin. akşam da aylin aslım'la bulutsuzluk özlemi konseri varmış, bu yağmurda nasıl olacaksa artık belki ona giderim. bol güneşli haftasonları herkese...





18 Mayıs 2012 Cuma

Intouchables (2011)

bir arkadaşımın "2 bedava biletim var bu hafta süresi doluyor" daveti :) üzerine haftaiçi bursa korupark'ta "intouchables"ı izledik. utanmasam filmin sonunda hüngür hüngür ağlayacaktım. bir aşk filmi de değildi üstelik...
bazen iki insanın arasında dışarıdan bakanların anlayamayacağı bir bağ kurulur ya hani, işye böyle bir hikayeyi anlatıyor bize film. üstelik de gerçek bir hikayeden alınmaymış. filmin sonunda gerçek karakterleri de çok kısa olsun gösteriyor. film fransada çekilmiş ve dolayısı ile fransızca. kesinlikle tavsiye ederim.

kumyaka

haftaiçi bir akşam iş yerinden bir abimizin yelkenli teknesi ile biraz gezdik. kumyaka'dan trilyeye gidip bir balık ekmek yedik ve geri döndük. güneşi batırdık yavaştan. iki miller'ın bana eşlik ettiği bu gezintide sallanan tekneye rağmen birkaç kare çekebildim...
yarın da güzel bir şeyler çekerim düşüncesi ile gölyazı'ya gitmeyi planlıyorum ama bursa'yı seller götürüyor, bilemiyorum nasıl olacak...









14 Mayıs 2012 Pazartesi

Trilye (Zeytinbağı)

5 mayıs cumartesi günü fotoğraf makinemi boynuma takıp Trilye'ye ya da diğer adı ile Zeytinbağı'na gittim. Trilye Marmara denizi kıyısında 2000 kişilik şirin mi şirin bir köy. Aynı gün bir de yelken yarışı vardı ama hava puslu olduğu için güzel kareler yakalayamadım. En yakın zamanda yeniden gimeyi planlıyorum, zira bu ilk gezim bir nevi keşif tadındaydı. her köşede bir traktör, her yandan fışkıran zeytin ve zeytinyağı dükkanları, sevecen insanları ile Trilye gerçekten görülmeye değer.

bursa yelken klubü yarışı

çamlıkahve'nin olduğu tepeden bir görünüş

çamlıkahve'nin girişi

sokak aralarından görüntüler



harabenin içinde uyuyan bir köpekçik



her köşedeki traktörlerden biri






balık ekmek yedim mis gibi




7 Mayıs 2012 Pazartesi

pembe vespa

bundan bir tane olsun bende... biri satsın ben alayım. harika birşey!


3 Mayıs 2012 Perşembe

ortak alan kütüphaneleri

sokaklarda kitap okumak! üstelik de kitapların sizi sokakta beklemesi! bugün facebook'ta gördüğüm bu harika fikri paylaşmak istedim... bizde de böyle şeyler olsa demeden edemiyor insan. ama dakikasında tüm kitapları çalarlar ve kitaplık vandalizmden nasibini alır. ne yapacağını bilemez Türk insanı böyle şeylerle. daha yürüyecek çok yolumuz var. yine de dünyanın bir yerlerinde böyle şeyler olduğunu bilmek çok güzel. bir ara bookcrossing başlatmışlardı bizde de ama sanırım pek tutmadı. tutsa şaşardım zaten. kızdım şimdi :)




2 Mayıs 2012 Çarşamba

Çocukları kitap okumaya özendirmenin 13 kolay yolu

edebiyathaber.net sitesinde çocukları kitap okumaya özendirmenin 13 kolay yolunu içeren bir listeverilmiş. gerçekten harika öneriler var. onlar da birdolapkitap.com sitesinden alıntı yapmışlar. belki birilerinin işine yarar diye paylaşmak istedim...ayrıca birdolapkitap.com konu ile ilgili çok yararlı bir de e-kitap hazırlamış. buradan görülebilir.

 

1-      Çocuklar sıkı gözlemcilerdir. Çocuğunuzun kitap okumayı sevmesini istiyorsanız ona örnek olun. Eğer siz kitap okumazsanız ve bütçenizde kitaba yer ayırmazsanız, çocuğunuzun kitap okumasını bekleyemezsiniz.
2-      Çocuklar keçi gibi inatçı olabilirler. Çocuğunuzu kitap okumaya zorlarsanız muhtemelen ters tepecektir. Bunun yerine tüm ailenizin kitap okuduğu ortak bir zaman dilimi belirleyin. Çocuğunuz isteksiz de olsa o zaman diliminin kitap okumaya ayrıldığını bilecektir. Bırakın, ıvır zıvır bile olsa canının istediği bir şeyler okusun.
3-      Çocuklar harçlık almayı severler. Çocuğunuza verdiğiniz harçlığa minik bir “kitap fonu” ekleyebilirsiniz. Çocuğunuz bu fonu size göre uyduruk bir kitap ya da dergiye harcadı diye de sakın üzülmeyin. Çünkü her şartta onu okumaya teşvik etmiş olacaksınız.
4-      Çocuklar muhatap alınmayı severler. Çocuğunuzu bir dergiye üye yapın. Böylece çocuğunuz kendi adına posta almanın ve bir şeyleri sahiplenmenin heyecanını yaşarken okumaktan da keyif alacaktır.
5-      Çocuklar keyif çatma bağımlısıdır. Çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun ona yüksek sesle kitap okumaktan çekinmeyin. Bunun onu okumaya heveslendirmenin en iyi yollarından biri olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
6-      Çocuklar ilgi çekmek isterler. Çocuğunuz size bir şeyler okumak istiyorsa onu sabırla dinleyin.
7-      Çocuklar bir yerleri, bir şeyleri kişiselleştirmenin ustasıdır. Çocuğunuzun odasında kitaplarını dilediği gibi yerleştirebileceği minik bir alan ayarlayın. İnanın, o minik alandaki kitaplar maya gibi kabararak çoğalacaktır.
8-      Çocuklar ebeveynleriyle özel gezilerden keyif alırlar. Çocuğunuzun elinden tutun ve birlikte bir kütüphaneye gidin. Çocuğunuz ortama ilgisiz görünse bile aldırmayın. Daha sonraki gezilerinizde aralığı sıklaştırarak çocuğunuzla birlikte kütüphaneye uğramaya devam edin ve bu ziyaretleri düzenli hale getirmeye çalışın. Çocuğunuzla birlikte kütüphanecinin gizemli yaşamı hakkında öyküler uydurmayı unutmayın.
9-      Çocuklar alış veriş fırsatını kaçırmazlar. Çocuğunuzla birlikte bir kitapçının müdavimi olun. Birlikte kitap seçin, rafların altını üstüne getirin ve kitapçıya yakalanmadan kitapların yerlerini değiştirerek eğlenin.
10-   Çocuklar beleşe bayılırlar. Çocuğunuza çok istediği bir çizgi roman, dergi ya da kitap ısmarlayın. Bırakın, okumanın tadını çıkarsın.
11-   Çocuklar uğraştıkları şeyden kolayca sıkılabilirler. Çocuğunuz başladığı kitabı bitirmeyip bir kenara bırakıyorsa, aldırmayın. Onu bitirmeye zorlamak işe yaramayacaktır. Hem siz başladığınız her kitabı sonuna kadar okudunuz mu bakalım? (Eğer çocuğunuzun başladığı kitabı bitirmesi gerektiğine inanıyorsanız, onun yarım bıraktığı kitabı siz okuyun, bunu ona gösterin ama asla suçlayıcı bir ifade kullanmayın. Kitap size de sıkıcı gelebilir. Bunu çocuğunuza söyleyin. Muhtemelen hemen başka bir kitaba başlayacaktır.)
12-   Çocuklar akıl vermeyi severler. Çocuğunuzdan size kitap tavsiye etmesini isteyin. Onun tavsiyesine uyun ve kitabı okuyun. Sonra kitap hakkında onunla sohbet edebilirsiniz.
13-   Çocuklar sahiplenmekten haz duyarlar. Çocuğunuzun adı yazılı bir mühür ya da ona özel tasarlanmış etiketler yaptırın. Kitaplarına mührünü basmaktan ya da etiketlerini yapıştırmaktan büyük keyif alacaktır. Zamanla size ait olan kitaplara da bu mühür basılır ya da etiket yapıştırılırsa, tartışmaya girmeyin ve kaderinize razı olun.

Çavdar Tarlasında Çocuklar - J.D. Sallinger

İlginç bir yazarmış Sallinger. Okulundan atılan sıkılgan Holden Caulfield'e eve dönüş hikayesinde tanıklık ettiriyor bize. Başından neler geçmiyor ki...
Btirdiğimde bir sona bağlanmadığından biraz metaforik buldum ama yine de uzun zamandır okumayı istediğim bir kitabı sonunda okuduğum için keyifliydim...

"...büyük bir çavdar tarlası getiriyorum gözümün önüne. binlerce çocuk, başka kimse yok. çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum, uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum. bütün gün bu işi yapıyorum. ben çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim. çılgın birşey bu, biliyorum. ama ben yalnızca böyle biri olmak isterdim..."

1 Mayıs 2012 Salı

Başdeğirmen Alabalık Tesisleri ve Konaklama Evleri

Bugün iş yerinden arkadaşlar ile birlikte Başdeğirmen Alabalık Tesisi'ne gittik ve kendimize süper bir kahvaltı çektik. Kahvaltıda yok yoktu. Sonrasında tesis etrafında ufak bir gezinti yaptık ama ayağım halen iyileşmediği için etrafı derinlemesine keşfedemedim. Ağaçlar içinde gerçekten güzel bir yerdi ve çok hoş vakit geçirdik. Konaklama imkanı da var. Detaylar için: Başdeğirmen Alabalık Tesisleri

birkaç da fotoğraf çektim ancak bloggerda bir sorun var sanırım, fotoğrafları bozuyor... şimdilik bunları ekliyorum, daha sonra duzelirse birkac tane daha eklerim...







Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...